chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2011

Herkes İçin CHP! Herkes İçin Tehlike!

Yeni Dersimler, Maraşlar, Çorumlar, Sivaslar ve Başbağlar için CHP! Herkes için CHP!


 



Menderes gibi CHP zihniyetinde olmayan başbakanları (Erdoğan gibi) asmak için CHP! Herkes için CHP!



 



Kemal Kılıçdaroğlu, "Ana, a..." diye başlayan masum cümlelerini utanmadan, korkusuzca tamamlayabilsin diye CHP! Herkes için CHP!



 



Kemal Kılıçdaroğlu SSK (SGK) ile yetinmeyip tüm Türkiye'yi soysun diye CHP! Herkes için CHP!



 



Yeni Ergenekonlar, Balyozlar, Eldivenler, andıçlar için CHP! Herkes için CHP!



 



Ayrımcılık, adam kayırmacılık, çifte standart ve partizanlık için CHP! Herkes için CHP!



 



Başörtüsünün sokaklarda bile yasaklanması için CHP! Herkes için CHP!



 



Yeni 61’ler, 80’ler, 28 Şubatlar için CHP! Herkes için CHP!



 



Her köye bir Halk Evi, her köye bir "ikna odası" için CHP! Herkes için CHP!



 



Hurşit Güneş, Kürtlere daha rahat sövebilsin diye CHP! Herkes için CHP!



 



Dönmelerin, devşirmelerin, masonların iktidarı için CHP! Herkes için CHP!



 



Çetelerin ve örgütlerin iktidarı için CHP! Herkes için CHP!



 



Şalvarlıların, kasketlilerin, köylü kılıklıların, aristokrat olmayanların şehirlerden özellikle Ankara’dan sürülmesi için CHP! Herkes için CHP!



 



Hastane, banka, akaryakıt kuyrukları ve her şeyi yeniden karneye bağlamak için CHP! Herkes için CHP!



 



Baronların sırtını sıvazlayıp vergi memurlarını yeniden köylere salmak için CHP! Herkes için CHP!



 



Memlekette önemli tüm noktalara “Prof. Dr. Türkan Saylan bilmem nesi” tabelası asmak için CHP! Herkes için CHP!



 



Evet, görüldüğü gibi “Herkes için CHP tehlikedir, geri gidiştir, geçmişe dönüştür”



 



Süleyman S. Aras

Bu yazıyı paylaş:

29 Nisan 2011

CHP'nin Çılgın Projesi


Ak Parti ve Erdoğan'ın "çılgın projesi" Kanalİstanbul'a karşı, CHP'nin Tünelİstanbul Projesi... Zaman gazetesinden Dağıstan Çetinkaya iyi görmüş. Teşekkürlerimizle paylaşıyoruz. [www.zaman.com.tr]


 


Süleyman S. Aras

Bu yazıyı paylaş:

27 Haziran 2010

Deniz Baykal Olayı

Şaşıranlar Şaşırmayanlar Şaşırmış Gibi Yapanlar

 

Bloga uzun süre ara vermek zorunda kaldığım için yazmadığım konular vardı. Deniz Baykal ile -CHP’lilerin bile “o kadın” dedikleri- Nesrin Baytok arasında yaşanan skandal da bunlardan biriydi.

 

Malum olay skandal mı, komplo mu, MİT mi yaptı, Erdoğan’ın parmağı var mı, yoksa bizzat Önder Sav’ın Baykal’ı CHP’nin başından “Sav”ma planı mı az çok belli oldu. Olayın bu yönleri tartışıldı bitti. Olayın farklı bir boyutu benim dikkatimi çekti: Olayı bir şok gibi algılayıp şaşıranlar, normal karşılayanlar ve şaşırmış gibi yapanlar…

 

Şaşıranlar:

 

Bu grup, -Baykal’ı sevsin, sevmesin- ondan böyle bir şey beklemeyenlerdi. Şaşırmakla kalmayıp hayal kırıklığına uğradılar. Baykal onlar için namus ve dürüstlük abidesiydi. Bu sükûtu hayal ile sorulan sorular karşısında zoraki yutkunmaktan başka yapacakları bir şey yoktu.

 

Şaşırmayanlar:

 

Baştan söyleyeyim; ben şaşırmayanlar arasında yer alıyorum. Antrparantez, olayı ilk duyduğumda yaşadığım duygu, şaşkınlıkla karışık bir mide bulantısıydı. Tuhaf hissettim...

 

Şaşırmadım, çünkü olayın sonrasında da şahit olunduğu üzere bu skandal, Baykal ve Baytok’un normal, sosyal ve ailevi hayatlarında herhangi bir değişikliğe yol açmadı. Yani onlar da şaşılacak bir durum görmüyor. Maşallah, başları dik ve alınları açık olarak arzı endam etmeye devam ediyorlar. Topluma, toplumsal değerlere, çoğunluğun algılama biçimine tam bir meydan okuma!

 

Ayrıca onların (Baykal, Baytok ve aileleri) inanç sistematiği içinde, böyle bir olayı yanlış veya -en azından- abes sayan, onlara engel teşkil eden ve utanmalarını, çekinmelerini, böyle bir fiilden uzak durmalarını sağlayan bağlayıcı bir unsur olduğuna inanmadığım için de şaşırmadım ortaya çıkan duruma. Sevindim mi? Asla! Bu olaya sevinenler var mıdır? İnşallah yoktur…

 

Şaşırmış Gibi Yapanlar:

 

Haklarını yememek lazım; iyi oyuncular, ama Afrikalı forvetler gibi son hareketi yapma konusunda bariz (biraz değil, bariz) beceriksizler, finali berbat ettiler, yüzlerine gözlerine bulaştırdılar, maskeleri erken düştü. Bu sahtekâr yüzlere artık maske dayanmıyor.

 

Önce şaşırmış ve üzülmüş gibi yaptılar, iftira dediler, MİT’i ve hükümeti suçladılar ama çok geçmeden çok tanıdık bir yüz geçti 80 yıllık köhnemiş orkestranın başına. Tanıdık bir yüz: Kırmızı burunlu, asık suratlı, tanıdık ama bu milletin 70 küsur milyonundan herhangi birine benzemeyen ve kendini orkestra şefi sanan bir palyaço… Önce kırmızı suratını, sonra sopasını, daha sonra diğer arşivini(!) gösterdi muhaliflerine. Baykal için “gitme!” diye ağlayanlar, kapısında çadır kuranlar, “geri dön!” diye yalvaranlar… vs. tek tek; ama hepsi de kurulmuş kuklalar gibi, uzaktan kumandalı oyuncaklar gibi, büyülenmiş, hipnozlanmış bedenler gibi yüz seksen derece dönerek Baykal’ı yalnız bıraktılar. Hepsi mıknatısa koşan demir tozları gibi yapıştı ve kenetlendi palyaçoya.

 

Sonra palyaço, kuklasını gösterdi ve herkes ona biat etti. Şaşırmış gibi yapanlar, 80 yıldır yaptıkları gibi -hiçbir şey olmamış gibi- güle oynaya particilik oyununa geri döndü.

 

Kadere bakın; şimdi hiç umulmadık biri kaldı dışarıda: Deniz Baykal… İşte buna da ben şaşırdım!

 

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş:

4 Mart 2010

Çarşaf Yakan CHP Zihniyeti Başka Neler Yapabilir?

Dün, önemli bir gündü, önemli birkaç olayın yıldönümüydü. 3 Mart 1924’te Hilafet kaldırıldı, Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi. Ancak dün, CHP Mersin Kadın Kolları için bu tarihi olaylardan birini kutlama bahanesi ile öfke kusma, milleti tahrik etme adına bulunmaz bir gündü.


 


Sözüm ona Mustafa Kemal’in devrimlerini yâd eden bazı yabaniler, Hilafetin kaldırılmasını kutlarken kara çarşaf yakıp güzelce rahatladılar. Efendim, ülke üzerinde kara bulutlar dolaşıyormuş da bu menopoz azgınları çarşaf yırtarak kara bulutları dağıtmak istemişler! Bu, çakma çağdaşlar toplumun önemli bir kesiminin benimsediği, benimsemekle kalmayıp kutsallık atfettiği ve hayatının vazgeçilmez parçası yaptığı bir sembolü parçalayıp ayaklar altına almaktan çekinmediler.


 


Dün ülkem adına endişelendim. ‘Kazara CHP zihniyeti geri gelse neler olabilir’ diye düşündüm. Gerçekten CHP zihniyetinin de yaptıkları yapacaklarının teminatı ise ve bu zihniyetin başımıza yeniden musallat olma ihtimali varsa yandık.


 


Dünkü azgınlara -faraza- bir süreliğine sınırsız yetki versek (tıpkı tek parti döneminde olduğu gibi) başka ne gibi trajikomik manzaralarla karşılaşabiliriz? Ben, dünkü olaydan sonra CHP zihniyetinin asla iflah olmadığını ve olmayacağını düşündüm. Kimine göre CHP için acımasız sayılacak şu soruları sordum kendi kendime:


 


Sizce de;


 


-Dersim bölgesinde yeni Alevi katliamları yapmayacak kadar evrimlerini tamamlayıp gerçek anlamda insanlaşmışlar mıdır?
-Dersim olaylarındaki ihtiyar Şeyh Rıza ve çocuk yaştaki oğlu örneğinde olduğu gibi yaşlının yaşını küçültüp çocuğun yaşını büyütüp CHP muhaliflerini asmazlar mı?
-Dinine diyanetine bağlı insanları, toplumun önde gelen dini kanaat önderlerini buldukları yerde asmayacak kadar hak, hukuk, yargılama bilincine erişmişler midir?
-Jandarmaları yanlarına alarak, ‘köylerde Arapça ezan okunuyor mu? Çocuklar ve gençler Elifbaları alıp Kur’an öğrenmeye gidiyor mu?’ diye gizli ve sinsi baskınlar yapmazlar mı?
-Sadece CHP’lilerin sandık görevlisi yapılacağı ve açık oy gizli tasnif sisteminin geçerli olacağı seçim sistemini geri getirmezler mi?
-Milletin erkeklerine zorla şapka giydirecek gaddar olamayacaklarını mı ümit edebilir miyiz?
-Milletin kapalı kadınlarının başını sokakta bile açmakla yetinmeyip onları daha açık giymeye zorlamayacaklarını mı bekleyebilir miyiz?
-Çorum, Kahramanmaraş, Sivas ve Başbağlar’da yaptıklarından daha fazlasını yapmazlar mı?


 


Bu listeyi uzatabilirsiniz. İnanın, bu listedekilerin benzeri olan olayları anlatan ve CHP’nin utanç dolu tarihini deşifre eden birçok kitabı piyasada bulabilirsiniz. Gerçekten bu parti Türkiye’ye yakışmıyor, Türk halkı CHP zihniyetini hak etmiyor. Ne yazık ki, ondan kurtulamıyor da…


 


Bu zihniyet; ülkeyi, devrimleri, rejimi, vatanı, millet bilincini, barışı ve huzuru savunduğunu iddia ediyor. Hapsi yalan!


 


Peki, Mustafa Kemal’i madem o kadar seviyorsunuz; devrimlerine ve fikirlerine sahip çıkıyorsunuz, o zaman neden her şeyi yarım yamalak yapıyorsunuz? O, savaş meydanında yere düşen Yunan bayrağını kaldırtacak ve yerlerde sürünmesini engelleyecek kadar -düşmana karşı bile- tahammül ve müsamaha sahibiyken siz nasıl bu kadar yobaz, bağnaz, tahammülsüz, müsamahasız ve insafsız olabiliyorsunuz?


 


Yoksa onun adına anlattığınız o anekdotları özümseyecek kadar özde Atatürkçü olamadınız mı hâlâ? Sizi gidi sözde Atatürkçüler…


 


Süleyman S. Aras

Bu yazıyı paylaş:

5 Ocak 2010

CHP Genel Başkanlığına Giden Yol

Deniz Baykal’ın günümüze kadar yaşadığı çelişkiler yumağını biraz incelediğimizde CHP genel başkanlığına giden yolun bileşenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:


 


-Yıllar önce, darbe ürünü mevcut Anayasanın Türkiye’ye yetmediğini ve değişmesi gerektiğini iddia ederek raporlar hazırlamak ve Anayasa taslağı hazırlamak. Yıllar sonra, Anayasa değişikliğine ve sivil Anayasa çalışmalarını gereksiz görüp buna karşı çıkmak.


 


-Yıllar önce, geniş anlamda Doğu ve Güneydoğu, dar anlamda ise Kürt raporu hazırlayarak adı geçen bölgelere ve Kürtlere yönelik çeşitli açılımların, bazı temel hakların sağlanmasının zorunlu olduğuna dair tezler ileri sürmek. Yıllar sonra, bir iktidar bu konuda adım atınca “ülke bölünüyor!” şeklinde kıyamet koparmak.


 


-Yıllar önce, tüm vatandaşların temel hak ve hürriyetler karşısında eşit olması, başörtüsü sorununun çözülmesi gerektiği fikrini savunmak, buna yönelik (veya seçime yönelik) ‘çarşaf açılımı’ dahi geliştirmek. Ancak çözüme ve eşitliklere yönelik çabalar ortaya konunca bunları engellemek için Anayasa Mahkemesine başvurarak çözümü engellemek.


 


-Yıllar önce, Özel Harp Dairesinin, özellikle de Kozmik Odanın araştırılmasını ve varsa örtülü operasyonların deşifre edilmesini istemek, bunun için milletvekili arkadaşlarıyla önerge vermek. Yıllar sonra, bu yöndeki çalışmalara karşı, saçma sapan gerekçelerle en güçlü muhalefeti göstermek.


 


-Susurluk için ‘yargıç’, Ergenekon için ‘avukat’ olmak. Bir nevi ‘senin karanlık yapılanman’ ‘benim karanlık yapılanmam’ gibi tehlikeli sularda yüzmek.


 


-Dünya solu Mersin’e giderken Türkiye solunu tersine götürmek.


 


ve en önemlisi:


 


-Omurgadan bahsedip omurgasız olmak.


 


Bu vb. sayısız çelişkilere bugünden başlayan, biraz da mürekkep yalamış herhangi bir CHP’linin 10 yıl sonra CHP genel başkanı olacağını -ihtimal dâhilinde- varsayabiliriz.


 


[Ek: 14.04.2011] Kemal Kılıçdaroğlu dersine iyi çalışmış... Anladın sen onu!



Süleyman S. Aras

Bu yazıyı paylaş:

5 Şubat 2009

Çarşaf Olmadı Kur’an Kursu Verelim Şeriat Getirelim

Şu iflah olmaz CHP çelişkileri ve komiklikleri devam ediyor. CHP’nin çarşaf açılımındaki gerçek, dün kabak gibi ortaya çıktı. Meğer partinin önde gelenlerinden ve Baykal’a yakınlığıyla bilinen Mehmet Sevigen, aile çevresi ve nüfuzu geniş bir ismi, Emin Atmaca’yı, “seni Eyüp belediye başkan adayı yapacağız. Ama bazı yerlere yüklü miktarlarda bağış yapacaksın! Hadi koçum geniş katılımlı bir tören düzenleyelim.” diyerek kandırmış.



Emin Atmaca, Erzurumlu… Muhafazakâr bir aileye ve geniş bir çevreye sahip… Muhtemelen CHP bu durumu kullanmak istedi. Fakat görülen lüzum üzerine CHP Eyüp’te başka bir ismi aday gösterdi.



Emin Atmaca da aday yapılmayınca dün avukatı aracılığıyla bir basın toplantısı düzenleyerek olayın ayrıntılarını deşifre etti. Biz Emin Atmaca’nın yalancısıyız. Mehmet Sevigen’in adaylık teklifinden, bağış meselesinden, çarşafı kullanmak istemesinden bahsediyor. Bu ayrıntıları o veriyor. Mehmet Sevigen ise “Mahkeme de görüşeceğiz.” diyor. Bu arada CHP rozeti takılarak mürteci olmaktan kurtarılıp Baykal marifetiyle hidayete erdirilen çarşaflı ve başörtülü kadınlar da rozetlerini çıkarıp attı. Yazık, zavallı hemşerilerim yine AKP’nin Zenci Türkleri olacaklar. Onlar CHP aydınlanmasından vazgeçip irticaya geri döndüler. Böylece CHP’nin çarşaf açılımı, yakası açılmadan, içi doldurulmadan kapanıverdi.



Bunlar olurken bir açılım haberi de Kocaeli’den geldi. CHP’nin Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sefa Sirmen, başkan seçilmesi halinde her mahalleye bir Kur’an Kursu açacağını vaat etmiş. Allah’ım ne günlere kaldık. Bir parti oy için bu kadar dalkavukluğu nasıl yapabilir? Biz CHP’nin ve onun ideologlarının, yöneticilerinin nasıl bir genetiğe sahip olduğunu bilmiyor muyuz? Bu iç-dış çatışmasının ne kadar sırıttığını halkın görmediğini mi sanıyor bu genetik saf kafalar?



Başörtüsünün yasaklanmasının, Kur’an Kurslarının ve İmam-Hatiplerin kapanmasının sebebi, her mahalleye bir caminin fazla olduğunun ateşli savunucusu, İzmir'de çarşaf yaktıran o CHP ile bol keseden atan bu CHP aynı parti değil mi? Yoksa ben mi yanlış biliyorum?



Kim bilir, Baykal radikal dinci biri olmuştur da bizim haberimiz yoktur. Tahmin ediyorum, Baykal’ın ve partisi CHP’nin bir sonraki seçim vaadi ya da sloganı olsa olsa şu olur herhalde: “Şeriat gelecek, zulüm bitecek!”



Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş:

18 Kasım 2008

Sahtekâr Deniz Baykal ve CHP’si

Menfaatperestlik insana neler yaptırıyor. En zavallı olanından ikiyüzlülük, riyakârlık ve sahtekârlık CHP ve başkanı Baykal’da diz boyu… Daha düne kadar başörtülü kadın ve kızların tüm özgürlüklerine despotvari sınırlamaları savunan CHP ve lideri her seçim öncesi olduğu gibi yaklaşan 2009 yerel seçimleri öncesi de bildik sahtekârlıklarını sergilemeye başladı.



“Kan kusup kızılcık şerbeti içmek” deyimi çok zor durumlarda yapılan fedakârlıkları, maksat hâsıl olana kadar katlanılan durumları anlatmak için en sık başvurulan deyimlerden biridir. Yukarıdaki fotoğraflardaki süreç de bu durumun tipik örneklerinden biridir. CHP ve liderinin büründüğü bukalemun postunun acı yansımalarıdır. Bırakın çarşaflı olanını, modern kıyafetler içinde başörtüsü takan kadınların varlığına dahi tahammül edemeyen Deniz Baykal ve CHP’si bugünlerde çarşaflı kadınlara parti rozeti takıyor.



Deniz Baykal ve partisi CHP’nin beslendiği geleneğin, sahte ideolojinin, faşizan düşüncenin sevimli maskeler kullanıp milleti oy deposu olarak gören dışavurumunun her seçim döneminde tekrarlanması midemi bulandırıyor. Biz halk olarak, kusma dürtülerimizi bu kadar tahrik eden bir partiyi ve onun ikiyüzlü ekibini hak etmiyoruz.



Belli ki -ne kadar zavallıca da olsa CHP bu zavallılıktan vazgeçmez- düne kadar Alevi vatandaşlarımızı asimile edip onları oy deposuna çevirenler şimdi gözlerini muhafazakârların oylarına dikmiş durumda… Bakalım, CHP’nin alışılmış fırıldak siyaseti bu seçimde işe yarayacak mı?



Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: