medya etkisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
medya etkisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2010

Terörü Bitirmek İçin


 

Terörü bitirmek mi istiyorsunuz? Alın size bir reçete:

 

-Ya tüm özel televizyonları ya da tüm özel televizyonların kapılarını (ekranlarını) terör uzmanı geçinen, örgütün ekmeğine yağ süren toplum mühendislerine kapatın.

 

-Sabah-akşam terör konuşan/konuşturan programcıları ve yapımcılarını İmralı’ya gönderin.

 

-Örgütün eylemlerini şişire şişire anlatan, korku imparatorluğu yaratmak isteyen haberleri engelleyin.

 

Gerisi hükümetin, polisin, askerin işi… Bu noktadan sonra en berbat çözüm planı bile işe yarayacaktır. Yeter ki bizi medyanın ve onun yumurtladığı uzmanların şerrinden kurtarın.

 

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş:

3 Temmuz 2009

Yaz Geldi Medya ve Ünlüler Koalisyonu Kudurdu

Dünya genelindeki ahlakî deformasyonun en büyük sorumlusu olan ünlüler ve onlara çanak tutan malum medya, bu yaz da aşina olduğumuz şeytansı ittifaklarıyla bin bir rezaletlerini sergilemeye başladı.



Zaten yoldan çıkmanın, hayvanlaşmanın hatta şeytanlaşmanın ete-kemiğe-vücuda bürünmüş hali olan çoğu ünlü yaz-kış farkı gözetmeksizin aynı kudurganlığı sürekli sergiliyor. Ancak yaz gelince iş iyice çığırından çıkıyor.



Kamerasını ve fotoğraf makinesini alan Türkiye’nin yarıaçık kerhanelerinin yolunu tutuyor: Bodrum, Marmaris, Türkbükü, Antalya, Kıbrıs…



Üstsüz güneşlenenler, tangasıyla yakalananlar, bir gecede 3-5 kişiyle aşk(!) yaşayanlar, aldatanlar, çapkınlık yapanlar, onları görüntüleyip fotoğraflayıp evlerimize kadar sokarak midemizi bulandıranlar… Genci de aynı, kartı da… “Allah, kitap” diyeni de aynı, ateist olanı da… Erkeği de aynı kadını da…



Her gün onlarca rezalet yansıyor gazetelere, ekranlara ve internete. Son olarak dün akşam, Mehmet Ali Erbil’in, Fatih Ürek’in kucağına oturmasıyla rezalet İbo Show’da resmen zirve yaptı. İnanın izlemediğim için kendimi bahtiyar görüyorum. Ancak internet yoluyla haberdar olduğum için de bedbaht hissettim.



Bugüne kadar utananını, yüzü kızaranını, pişmanlık duyanını gören var mı? Yoksa bunlar insan değil mi?



Pislikler! Hayat süren leşler… diyebilir miyiz? Ben dedim bile.



Süleyman S. Aras

Bu yazıyı paylaş: