6 Kasım 2009

Cemevi İbadethane midir?

Tunceli’ye giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ildeki Cemevi’ni de ziyaret etti. Bu ziyaretin kendine has özellikleri var. Bazıları:

1.Abdullah Gül, Mustafa Kemal’den sonra Cemevi ziyareti gerçekleştiren ilk cumhurbaşkanı oldu.
2.Abdullah Gül, Özal’dan sonra Tunceli’ye giden ilk cumhurbaşkanı oldu.
3.Abdullah Gül’ün ziyareti demokratik açılım çalışmaları ile aynı döneme denk geldi.

Bunlar bir tarafa, bu ziyaretle birlikte Cemevleri konusu tekrar tartışma konusu yapıldı. Olay medyada tartışılmasının yanı sıra Aleviler arasında da tekrar gündeme geldi. Mesela, Abdullah Gül’ün ziyaret ettiği Cemevi’nin bağlı bulunduğu Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Celal Karagöz şöyle bir açıklama yaptı: “Bizim açımızdan Cumhurbaşkanımızın Cemevimizi ziyaret etmesi artık Türkiye'de Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi anlamına geliyor.”

Sayın Karagöz’ün böyle bir açıklama yapması ne kadar gerekliydi? Bu açıklama ile istediğini elde edebilir mi? Bunlar tartışılır; ama bu ziyaretten böyle bir sonuç çıkarılmasını anlamsız buldum. Yani resmi ve yönetici kimliği olan birisi (bu cumhurbaşkanı bile olsa) bir yeri ziyaret etmekle, bir yerin açılışını yapmakla, bir yere temsilci göndermekle oraya yasal, resmi veya dini bir kimlik kazandıramaz. Cumhurbaşkanı özellikle dini bir kural koyamaz. Hele günümüz Türkiye’sinde bu imkânsızdır. O dediğiniz, yöneticilerin, aynı zamanda dini bir kimliği olduğu dönemlerdeydi.

Şahsi düşünceme göre -Alevi kardeşlerimiz bu yaklaşımı her ne kadar kabul etmese de- Cemevleri ibadethane değildir. Ben olaya tamamen dini bütünlük ve gelenek açıcından bakıyorum. Bir şeyi sonradan icat edemezsiniz. İslâm dinine inananlar için ibadet mekânları ve bunların tanımları gayet açıktır. Şimdi burada ansiklopedik bilgi vermemize gerek yok.

Cemevlerinin tarihi arka planı, nasıl ortaya çıktığı, bu mekânlarda ne gibi faaliyetler yapıldığı ortadadır. Bırakın, Cemevleri Aleviliğin folklorik bir sembolü olarak kalsın.

Peki, içinde semah dönülen, saz eşliğinde deyiş söylenen, cem yapılan, çeşitli zikirler çekilen bu mekânlarda ibadet yapılamaz mı? Elbette yapılır; ama sırf ibadet yapılıyor diye bir yere ibadethane denilemez, ibadethane kimliği verilemez. Mesela bütün Müslümanlar evlerinde namaz kılar ama hiçbirisi evine ibadethane demez.

Devlet, Cemevlerine ibadethane demezse, o kimliği vermezse Aleviler “ibadethanesiz kalmayalım; bari camiye gidelim” demeyecekler elbette; ama Cemevlerine ibadethane kimliği verildiğinde de Alevilerin o mekânlarda yaptığı çoğu şey ibadet falan olmayacak.

Bu açılardan bakınca, Cemevleri konusundaki ısrarlı beklentilerin yanlış olduğunu düşünüyorum. Alevilerin bir kısmı sittin sene camiye gitmeyecek olsa da günün birinde Cemevleri ibadethane statüsü alacak olsa da ben böyle düşünüyorum.

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: