25 Aralık 2009

İki Farklı Özgürlük Anlayışı

Kişisel kanaatime göre dünyaya hâkim olan iki farklı özgürlük anlayışı var. Bu özgürlük anlayışlarının ikisinde de -kaçınılmaz olarak- kölelik var! Yine de onlara özgürlük adını veriyoruz. Çünkü insanoğlu, doğası gereği özgür olmak istiyor.

Birincisinde özgürlük; sınırsız fikir, inanç ve vicdan özgürlüğünden ibarettir ve bu özgürlük anlayışı kendisini daha çok söylem ile ifade eder. Ancak söylemin bir sınırı vardır. Allah’a köledir, O’ndan başkasına ancak gücü yetmediğinde (kerhen) boyun eğer. Bu özgürlük anlayışı toplumcudur.

Diğer özgürlük anlayışında ise özgürlük “tek özne benim ama bedelini ödeyen herkes benim sahibim olabilir” anlayışı hâkimdir. Söylemden çok eyleme meyillidir. Bu anlayışta ise eylemin sınırı yoktur ve eylemin sonuçlarıyla ilgilenmez. Kölesi olduğu binlerce tanrısı ve tanrıçası, ilahı ve ilahesi olabilir. Bu özgürlük anlayışı -görünüşte- bireycidir.

İkinci özgürlük anlayışı için ‘görünüşte bireycidir’ dememizin sebebi şudur: Bireycilik ütopyadan ibarettir. Çünkü söz konusu olan, ideolojisini kişi/kişilerin oluşturduğu bir anlayışa diğer insanların katılımı ise (ki böyle) burada da tam anlamıyla bir bireycilik yok. Yani kimse durup dururken bireyci olmuyor. Bireycilik fikrinin/hareketinin etkisinde kalarak ‘bireyciyim’ diyor. Yönlendirme ve güdülemenin olduğu bir yerde bireycilikten bahsedilemez.

Sosyal bir varlık olan insanın, ta anne karnından ölünme kadar yönlendirme ve güdülenmeye açık olarak programlandığını düşünürsek, -karakter ve benlik farkları haricinde- bireycilik, ancak rüyası görülebilecek bir düşüncedir.

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: