bireycilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bireycilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2010

Süslü Yalnızlık

Bir felsefi görüş olarak başladığında kulağa hoş gelen öneriler sunan ve telkinlerde bulunan, o günden beri kendi sistematiğini oluşturan, asla bencillik ve egoistlik olmadığı iddia edilen, kişinin (bireyin) kendi haklarını, çıkarlarını ve değerlerini toplumunkinden (aile, klan, lonca, parti, cemaat, din, getto, kast vs.) önde tutan ve yine bireyi belirli kurallara uymaya mecbur bırakan sosyal ve siyasi kurumlara karşı bireysel özerkliği savunan, kısaca bireyin mensup olduğu topluluğa karşı sahip olduğu sorumlulukları reddeden, gelinen noktada insanı asosyalleştirmekten başka pek bir işe yaramayan, kuşak çatışması denen olgunun temelini oluşturan, buna rağmen allanarak pullanarak şırınga edilmeye devam edilen bireycilik, süslü yalnızlık değil de nedir?

Süleyman Aras
Bu yazıyı paylaş:

25 Aralık 2009

İki Farklı Özgürlük Anlayışı

Kişisel kanaatime göre dünyaya hâkim olan iki farklı özgürlük anlayışı var. Bu özgürlük anlayışlarının ikisinde de -kaçınılmaz olarak- kölelik var! Yine de onlara özgürlük adını veriyoruz. Çünkü insanoğlu, doğası gereği özgür olmak istiyor.


 


Birincisinde özgürlük; sınırsız fikir, inanç ve vicdan özgürlüğünden ibarettir ve bu özgürlük anlayışı kendisini daha çok söylem ile ifade eder. Ancak söylemin bir sınırı vardır. Allah’a köledir, O’ndan başkasına ancak gücü yetmediğinde (kerhen) boyun eğer. Bu özgürlük anlayışı toplumcudur.


 


Diğer özgürlük anlayışında ise özgürlük “tek özne benim ama bedelini ödeyen herkes benim sahibim olabilir” anlayışı hâkimdir. Söylemden çok eyleme meyillidir. Bu anlayışta ise eylemin sınırı yoktur ve eylemin sonuçlarıyla ilgilenmez. Kölesi olduğu binlerce tanrısı ve tanrıçası, ilahı ve ilahesi olabilir. Bu özgürlük anlayışı -görünüşte- bireycidir.


 


İkinci özgürlük anlayışı için ‘görünüşte bireycidir’ dememizin sebebi şudur: Bireycilik ütopyadan ibarettir. Çünkü söz konusu olan, ideolojisini kişi/kişilerin oluşturduğu bir anlayışa diğer insanların katılımı ise (ki böyle) burada da tam anlamıyla bir bireycilik yok. Yani kimse durup dururken bireyci olmuyor. Bireycilik fikrinin/hareketinin etkisinde kalarak ‘bireyciyim’ diyor. Yönlendirme ve güdülemenin olduğu bir yerde bireycilikten bahsedilemez.


 


Sosyal bir varlık olan insanın, ta anne karnından ölünme kadar yönlendirme ve güdülenmeye açık olarak programlandığını düşünürsek, -karakter ve benlik farkları haricinde- bireycilik, ancak rüyası görülebilecek bir düşüncedir.


 


Süleyman S. Aras

Bu yazıyı paylaş: