yahudi terörü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yahudi terörü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2011

Hanzala'yı Öldürebilir misin?

Hanzala, Filistinli ünlü çizer Naci Salim el-Ali (1937-1987)’nin karikatür kahramanı… Naci el-Ali, o kadar etkili çizgiler ortaya koyuyordu ki, karikatürleri İntifada hareketi kadar, belki daha fazla ses getiriyordu. Dolayısıyla ‘terör devleti İsrail’, Ali’nin yaşamasına daha fazla izin veremezdi.


 



Naci el-Ali, bir gün, Londra’da çalıştığı el-Kabas gazetesine doğru yürürken MOSSAD ajanları tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Bu ölüm, tam anlamıyla İsrail’in kendi kafasına sıktığı en önemli ve en paslı kurşundu! Çünkü Hanzala, çizerinin ölümünden sonra terör devletinin başının belası oldu. O kurşunlardan sonra Yahudi terör devleti, ne yaptıysa da Hanzala’nın; tüm dünyada, en önemli karikatür kahramanlarından biri olmasını, Filistin davasını ve İsrail zulmünü anlatmasını engelleyemedi.



 



İsrail, Filistin davasının en önemli ve etkin isimlerini çeşitli aşağılık suikast yöntemleriyle öldürdü. Böyle yapınca tüm sorunlardan kurtulabileceğini ve Ortadoğu’da istediği gibi at oynatabileceğini umuyordu. Ama her seferinde kaybeden İsrail oldu.



 



İsrail, Hanzala’nın çizeri Naci Salim el-Ali’yi, Filistinli liderlerden Şeyh Ahmed Yasin’i, Abdülaziz Rantisi’yi, Mahmud Cuda’yı, Hizbullah’ın önde gelen isimlerinden Ğalib Avali’yi ve daha birçok insanı (sivil:kadın-yaşlı-çocuk demeden) öldürdü.



 



Bir terör devleti olarak 1948’de kurulan İsrail, kurulduğu yıldan beri bu tür cinayetlerine devam etmekte, Hz. İsa’dan bu yana başlattığı ‘terörün tek kaynağı olma’ geleneğini (ki; terör, kargaşa, kaos, ahlaksızlık vb. bir Yahudi geleneğidir) sürdürmektedir. Hatta bu Yahudi terörünün cinayetleri 70’lerden sonra ciddi artış göstermektedir.



 



Fakat bu nasıl bir zavallılıktır ki, İsrail Hanzala’yı bir türlü öldüremedi; öldüremez de! Çünkü Hanzalalar ölümsüzdür… Bütün insanları/insanlığı öldürebilirsiniz; ama insanların hafızasına çivi gibi kazınan imajları öldüremezsiniz. Sembolleri öldüremezsiniz.



 



İmajlar silinmez. Hiçbir PR Hanzala’yı öldüremez.



 



İşte, İsrail’i yavaş yavaş öldüren de bu! Hanzala’yı öldürememek…



 



Süleyman S. Aras


 


 


 Naci el-Ali'den Seçmeler


 .


 


                     

Bu yazıyı paylaş:

10 Ocak 2009

Filistin: “İsrail’in Uygulamalı Silah Sanayi Fuarı”


"Savaşlar, silahların denendiği uluslararası fuarlardır!"



Bir teoriye göre, İsrail, milyar dolarlık doğalgaz rezervlerinden dolayı Gazzeyi işgale girişmiştir. Bu yüzden de hem Gazze’de hem de Filistin’in diğer bölgelerinde işgali genişletmekte ve görülmemiş bir soykırıma imza atmaktadır.



İsrail’in fosil cumhurbaşkanına göre ise olan bitenin tek sebebi, Hamas’ın ortadan kaldırılmasını bizzat Arap yönetimlerinin istiyor olmasıdır. Ne kadar rencide edici bir gerçek! Acaba Arap yöneticiler, bu ithama bir cevap verme gereği duyacaklar mı? Duymadılar...



Bu teoriler belki doğrudur; ama eksiktir.



Benim de katıldığım bir teoriye göre ise bu alçakça soykırımın esas gerekçesi çok daha acıdır. Bu da sadece Gazze’nin değil, Filistin’in tamamının, İsrail için "uygulamalı bir silah sanayi fuarı" olarak kullanıldığı gerçeğidir. 365 gün açık, gece-gündüz kapanmayan, silahların uygulamalı ve deneme-yanılma yoluyla görücüye çıkarılıp pazarlandığı ve amaca hizmet etmesi için Filistinli bebeklerin, çocukların, kadınların, yaşlıların, doktorların öldürülmesinin önemli olmadığı -hatta gerekli olduğu- bir fuar…



Bir tarafta Filistin tribünlerine yerleşmiş olan dünyayı yöneten leşler; bir tarafta havadan-karadan ölüm kusan, kendi dinini, kendi Şabatını çiğneyen, vakti zamanında kendi peygamberini bile kesen canavarlar… Öbür tarafta oyunun merkezinde yani arenanın ortasında ise kendilerinden başka kimsenin, yüreğinin ucuyla bile acımadığı hatta umursamadığı bir avuç insan topluluğu… Son bebeklerine kadar yok edilecekler… Çünkü İsrail silahlarını sergilemelidir. Birbirlerinden, uyuz itler gibi korkan devletlerin kancık yöneticileri ise Yahudilerin elinde olan silah sanayinin en son oyuncaklarını kapışmalıdır.



Evet, tek ve gerçek teori budur. Dünyanın bütün savaşları, MOSSAD ve CIA tarafından, Yahudilerin elindeki silah endüstrisinin sürdürülebilmesine hizmet etmek için çıkarılır ve başta Filistin olmak üzere, bütün savaş alanları da İsrail’in uygulamalı silah fuarlarıdır.



Maalesef bugünlerde (2009) Gazze’de kurulan fuarın ne zaman biteceğine henüz karar verilmiş değil. Çünkü ya İsrail’in katil müşterileri, yeni silahlar konusunda tam ikna olmadı ya da İsrail’in marifetleri(!) henüz bitmedi.



Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş:

5 Ocak 2009

Şuur ve Küfür

Kaç gündür, Gazze’de yaşanan korkunç olaylarla ilgili ne yapabileceğimi, bu meseleyle ilgili ne yazabileceğimi düşünüp duruyorum. Sıradan bir birey olarak elimden hiçbir şey gelmiyor. Dua mı? Yardım göndermek mi? Siyonist Yahudi sermayesini boykot mu? Bunları elimden geldiğince elbette yapıyorum. Ve fakat yetmiyor. Çaresizlikten ağzıma hakaretler, küfürler, isyanlar, lanetler doluyor. O kadar…



O küfürleri, hakaretleri, lanetleri burada yazamıyorum. İşte şuur ve küfür ikilemi burada elimi kolumu bağlıyor. Ancak benim birey olarak şuurum veya diğer Müslümanların bir kısmının şuuru nedense bir araya gelemiyor. İşin en acı ve dayanılmaz yanı ise bireylerin şuuru, Müslümanların devletlerine, devlet yönetimlerine, devlet irade ve kararlarına yansımıyor. Müslüman devletlerde gözlenen küfürden başka bir şey değil. “Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandır.” sözlerinde anlamını bulan büyük bir tehdidin muhatabı olan Müslüman devletlerin yöneticileri dilsiz şeytan sıfatından başka bir sıfatı hak edemiyorlar diye düşünüyorum. Bu onların küfrü değildir de nedir? Türkiye’den ve İran’dan yükselen resmi tepkiler nedense diğer Müslüman ülkelerde, özellikle Araplarda derin bir sessizlik halini alıyor. Tuhaf bir şekilde Yahudi’nin bin bir oyunu ile İsrail’e gebe kalmanın sonucu olarak batı ülkeleri ise neredeyse bu katliamı onaylıyor, destekliyor, alkışlıyor, daha da ileri giderek sadistçe bir tatmin bile yaşıyor.



Siyonist Yahudi İsrail’in zulmü karşısında dünyanın derin suskunluğu, alçakça bir işbirliğinden başka bir şeye işaret değil! Dünyanın neredeyse tamamının, İsrail’in satın aldığı orospuları olarak ortada sırıtması ve bu alçaklığı gönüllü olarak kabullenişleri beni delirtiyor.



Kuduz köpekler ve kudurmuş domuzlar gibi saldırıyor pislikler. Kadın-erkek, çocuk-yaşlı, sivil-silahlı demeden öldürüyorlar. Cami, okul, hastane, ambulans demeden vuruyorlar. Kimyasal silah, misket bombaları kullanıyorlar. Sığınakları yıkıyorlar. Sivillere yardım ulaşmasını engelliyorlar. Bunu yapan pislik Yahudiler her ne hikmetse “Pis Yahudi” sıfatından da kurtulmak istiyorlar. Bu sıfat ne yazık ki, sizi anlatmaya yetmiyor bile.



Şuur ve küfür… ve zulüm! Müslümanların tamamı belli bir şuur düzeyine ulaşana kadar Yahudi zulmünün devam edeceği bariz olarak belli… Ancak bu durum çok fazla süremez. İki kere rezilce cezalandırılacakları ve bunun ilkinin gerçekleştiği Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtilen Yahudilerin ikinci ve en büyük cezaya çarptırılacakları zaman inşallah çok yakındır.



Evet, onları Nuh’un soyundan gelen bir kavim tarihin şahit olacağı en büyük ve önlenemez cezasıyla cezalandıracak. Tarih tekerrürden ibarettir.



Bugün ağzıma küfürler doluyor. Söyleyemiyor ve yazamıyorum. Yarın inşallah, Nuh’un torunlarından biri olarak, şarjörüme mermi doldururum. Mermim bitince sapanımla taş atarım. O günler gelene kadar dua etmeye devam…



Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: