kibirli profesör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kibirli profesör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2008

“Allah ile Aldatmak” Derken Kendini Kastediyormuş

Yaşar Nuri Öztürk: Tasavvuf ve Tarikatlar alanında İlahiyat Profesörü… Türkiye, onu İstanbul Üniversitesi’nin hiç öğrencisi olmayan İlahiyat Fakültesi’ne dekan olduğu dönemden itibaren tanımaya başladı. Ayşe Özgün ile yaptığı TV programları sayesinde popülaritesi tavan yapınca fırsatı değerlendirmekte gecikmedi ve popülaritesini nakde çevirmeyi başardı.



Yaşar Nuri Öztürk, mevcut ve geleneksel İslâm yorumuna karşı takındığı tutum ile özellikle sosyetenin ilgisini çekti. Kendi benimsediği ve ortaya koyduğu din yorumu dışındaki tüm yorumları kökten reddederek, alternatif bir din ve İslâm anlayışı geliştirmeye çalıştı. Bunda bir ölçüde başarılı da oldu. Özellikle bu dönemde peynir-ekmek gibi satan kitapları ve katıldığı programlardan aldığı yüklü teliflerle kesesini iyice şişirdi.



Bin beş yüz yıllık İslâm davranış ve düşüncesini benimseyen Müslümanlara tepeden bakan bir tavır takınıp geleneğe karşı dışlamacı bir söylem geliştirdi. Ona göre; bugüne kadar gelen dini anlayışta haddinden fazla sakatlık vardı, Müslümanlar din âlimleri ve aktarıcıları tarafından aldatılmıştı, İslâm’ın yorumu bilerek veya bilmeyerek tahrif edilmişti, Kur’an bırakılarak uydurma Hadis’e bel bağlanmış ve onunla amel edilmişti. Bunun için dinde bir reform en azından bir ıslahata derhal ihtiyaç vardı. Bunu da -sözüm ona- kendisi yapacaktı. Dini konularda sorulan her soruya kendine göre bir cevabı mutlaka vardı.



Sıradan, hatta İslâm dışı denebilecek bir yaşam biçimini süsleyip maskeleyip İslâm olarak sunmaya çalışan Yaşar Nuri Öztürk’e bazı konularda hakkını teslim etmek gerekir, diye düşünüyorum: Bilgi seviyesi kesinlikle yüksek, dili iyi kullanıyor ve ikna kabiliyeti oldukça iyi. Bu durum, onun sıradan halkı dini konularda etkilemeyi başarmasını kolaylaştırmıştır.



İşte bu Yaşar Nuri Öztürk, bugüne kadarki hayat maratonunda birçok sahnede karşımıza çıktı. Önceki dönemde CHP’den milletvekili olarak parlamentoya girdi. Partisi tarafından aldatıldığını öne sürerek CHP’den istifa etti. Kendi partisini kurdu. Yaşar Okuyan’ın partisiyle kendi partisini birleştirdi. Siyaset yaptığı dönemlerde kendisine dini konularda sorulan soruları artık bir siyasetçi olduğu gerekçesiyle genelde cevapsız bıraktı.



Ve yine aynı Yaşar Nuri Öztürk son kitabına, şanına yakışır bir isim koydu: Allah ile Aldatmak… Asrın müceddidi Yaşar Hoca’ya göre Müslümanlar birbirlerini Allah ile aldatıyorlar. Son günlerde ortaya çıktı ki, Müslümanların birbirini aldattığı falan yokmuş. Elbette aldatan biri varmış: O da Yaşar Nuri Öztürk’ün bizzat kendisiymiş. Herif karısını aldatıyormuş. Hoca, paçayı kurtarmak için şimdi yeni bir jargon geliştirmenin planlarını yapıyordur herhalde.



Bilen biliyordu zaten, ama bu aldatma olayıyla ortaya çıktı ki, bugüne kadar hep Allah ile aldatmış Yaşar Hoca. Para, şahsi istikbal, siyasi kariyer, popülarite ve karısını aldatacak başka kadınlar uğruna Allah ile aldatmaktan hiç çekinmedi. Son eş aldatma olayının, “Allah ile Aldatmak” kitabının yayınlanmasıyla aynı zamana denk gelmesine de ilâhi kader demekten başka bir şey gelmiyor içimden. Deşifre oldun postmodern müceddid. Deşifre!



Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: