“Kurdun adı çıkmış, tilki baş kesiyor” misalinde olduğu gibi bir durum söz konusu... Toprağa dönüp insanı göstermek yerine, insana dönüp toprağı göstermek ne büyük haksızlık doğrusu. Ve ne büyük bir yanılgı.
Kara toprağın gözü doymak nedir, bilmiyor... Kara toprak insana doymuyor...
Habil Ademoğlu ile Kabil Ademoğlu’nun mücadelesi sonucu düşen ilk damla kan ve devrilen ilk bedenle birlikte başladı kara toprağın insana doymayan iştahı!
Biz onun için atıştırmalık, garnitür veya ara öğünüz teker teker yuttuğu. Ve ana yemeğiz; depremler, salgınlar, kasırgalar, seller, yangınlar, terör olayları ve savaşlarla topyekûn yuttuğu... Ve fakat Âşık Veysel'in, "benim sâdık yârim kara topraktır" türküsü ne kadar ironiktir, değil mi?
Hem ne kadar çaresiziz ki, birbirimize, “gözünü toprak doyursun” diyiveriyoruz, toprağın gözünü doyuramadığımızı düşünmeden.
Her ne kadar aynı kapıya çıkıyor gibi görünse de iki cümle arasındaki farkı veya çelişkili durumu telif, tevil ve tefsir neredeyse imkânsız...
Süleyman S. Aras