10 Ocak 2009

Her Gün Aşura, Her Yer Kerbela!

Bu ne güzel ne kapsayıcı ve ne açıklayıcı bir slogandır. 1979’daki İslâm devrimine yol açan olaylar esnasında İran’da ortaya çıkan -daha önce de ortaya çıkmış olabilir, yanılıyorsam düzeltin lütfen!- bu slogan mustazafların muzafferiyetine giden yolu açmıştı. Şah rejiminin gün be gün artan ve kendi halkına namlu çevirmekten çekinmeyen bir ordunun varlığı, sloganı haklı çıkarıyordu. Ezilenlerin dört elle sarıldığı bu slogan onlara zaferi getiren önemli dayanaklardan biriydi.



Bu giriş belki de yazımın fazlalık kısmıydı. Esas değinmek istediğim konu Kerbela ve Aşura günleridir. Alevi kardeşlerimizin daha yoğun olarak yaşadığı ancak biz Sünnilerin de asla unutamadığı günleri idrak ettik. Aslında 10 Muharrem günü yazmam gereken bu yazıyı Filistin olaylarıyla ilgili yoğun blog hareketimizden dolayı bugüne ertelemek zorunda kaldım.



Evet, geçmişte de günümüzde de “her gün Aşura” ve “her yer Kerbela” olmuştur ve olmaktadır da. Bu o kadar sık ve o kadar değişik yerlerde olmuştur ki, bu yüzden böyle bir slogan artık slogan olmaktan çıkmış, neredeyse vahyedilmemiş bir ayet olmuştur. Dünyanın aklınıza gelebilecek çok değişik coğrafyalarında ve Allah’ın her günü mazlumların gözyaşı ve kanı akıp durmuştur ve akıp durmaya devam etmektedir de.



Aklıma gelenleri sıralayıvereyim: Başta Kerbela elbette! Sonra… Sonra dünyada Cezayir, Libya, Vietnam, Raunda, Bosna Hersek, Karabağ, Doğu ve Batı Türkistan, Çeçenistan, Hama, Halepçe… dönelim Türkiye’ye Dersim, Sivas, Kahramanmaraş, Yassı Ada, Taksim… Elbette bu kadar değil! Eğer bu kadar az olsaydı, her gün Aşura her yer Kerbela sloganı havada kalırdı. Ve fakat dünya zulümle dolmuştur. İşte bu yüzden her gün Aşura her yer Kerbela’dır.



Hz. Hüseyin Efendimizin şehid edilmesi tarihimizde çok büyük bir dramdır. Olay o kadar dramatiktir ki, hem o devirde hem de sonraki devirde tek bir Sünni bile Yezid’i hiç affetmemiştir. Bu bağlamda Sünnilerle Aleviler arasında bir küskünlüğün hâlâ sürüp gitmesi de anlaşılır bir şey değildir. Bu ayrılık gayrılık ve küskünlük duygusunu kim nasıl körükleyerek beslemişse -lanet olsun ki- başarılı olmuştur. Ben bu durumu anlayamıyorum. Neden geçmişte yaşanan olaylarla ilgili birbirimizi suçlamaya ve bunlarla ilgili doktrinler uydurmaya çalışıyoruz. Ortak acımız olan bir yas gününü bile ortaklaşa yaşayamıyoruz. Neden?



Bugün Gazze, Kerbela olmuştur. Gazze epey bir zamandan beri Kerbela’dır aslında; ama bugün artık daha kanlı, daha dramatik, daha yalnız, daha öksüz ve daha satılmış ve kendi kaderine terk edilmiş ve din kardeşlerinin ihanetiyle daha yüzleşmiş bir Kerbela’dır.



Artık Kerbela bir değil bin. Artık Gazze bir değil bin. En can alıcı gerçek ise düşman, her ne kadar bin gibi görünse de aslında bir!



Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: