5 Mayıs 2012

Facialar Kumkuması

[Alıntı]

Sultanahmet sahil yolundan karşıya, Sultan Abdülhamid'in yaptırdığı o güzelim, o muhteşem mektep binasına bakınız. Arkasına çirkin ve uzun yapılar dikerek siluetini feci şekilde bozmuşlar. Fâcia!

Sultanahmet Camii'nin avlusundaki, kapısındaki, merdivenlerindeki çıplak turist kadınlara bakınız. Seksî dekolte kıyafetleriyle kutsal camiye ne kadar aykırı düşüyorlar. Fâcia...

Sıcaklar geldi ya, parklar açık hava seks mekânları haline dönüştü. Yılışıklık son haddinde… Herkesin içinde ve ortasında öpüşenler, birbirine sarılanlar. Cinsel birleşme yapanlar... Yerlerde taşa çalınıp paramparça olmuş ar ve hayâ şişelerinin parçaları. Bursa Emniyet Müdürü feryat ediyor, "Parklar seks yeri oldu, kanun ve tüzükler müsait değil, bir şey yapamıyoruz..." diyor. Fâcia...

Birtakım dinî cemaatler, tarikatlar, vakıflar, dernekler, hayır kuruluşları; Kur'an’a, Sünnete, fıkha, şeriata, icmâya aykırı olarak zekat toplamaya harıl harıl devam ederken, bir iki ay önce Adana'da 26 yaşındaki aç bir anne intihar etti, iki yavrusu yetim kaldı. Zavallıya birkaç yüz lira zekât parası verilemedi. Fâcia...

Çamlıca civarından geçerken gözlerinizi kaldırıp tepelere, yamaçlara bakınız. Tavuk kümesi, arı kovanı gibi villalar inşa ediliyor. Orası sit bölgesi değil miydi? Fâcia...

Türkiye Hastanesi'ne göz tedavisi için gitmiştim. Akşam trafik sıkışık olur, taksi ile değil, metrobüs ile döneyim dedim. Duraktan tam on beş metrobüs geçti. Kimisi hiç durmadı, kimisi tıklım tıklım doluydu, binemedim. On altıncısında yer buldum. Bir gözümde sargı vardı. Oturan gençlerden hiçbiri yer vermedi. Fâcia...

Camiye gittim, cuma namazı kıldım. Farzdan sonra zuhr-i âhir namazı kılarken son cemaat mahallindeki masanın yanında, makbuzsuz para toplayan zat çok yüksek sesle camiye yardım camiye yardım camiye yardım diye avaz avaz bağırıp durdu. Namazı kaç rekât kıldığımı şaşırdım. Fâcia...

Başları alaca bulaca örtülü iki sözde tesettürlü kadın karınca yuvası gibi insan kaynayan caddede, ellerinde birer dondurma külahı, şap şap inek gibi yalaya yalaya yürüyorlardı. Fâcia...

Ana caddedeki ağaçları öyle kötü budamışlardı ki, filiz vermeleri mümkün değildi. Bunca emek verilerek on yıllar boyu yetiştirilen bu ağaçlar hoyrat budamalar sonunda kuruyacak. Fâcia...

Eskişehir'den İzmir'e kadar Batı Anadolu'da, Trakya'da domuz çiftliklerinde üretilen yağlı ve semiz evcil domuzlar, ormanlarda vurulan yaban domuzları, onlara ilaveten eşekler kesilip halka halis dana diye yediriliyor. Fâcia...

Beş sene önce meydana döşenen zemin karoları kırılmış, yer yer çökmüş, yağmur yağdığında altındaki zifoslar gelip geçenlerin üzerine sıçrıyor. Fâcia...

On yaşındaki kız gebe kalmış. Normal doğum yapamayacağı için sezaryenle doğurtulmuş... Fâcia...

Sabah namazı kılmak için Sultanahmet'ten Şişli'ye gidiyordum. Taksim'den geçerken sabahın kör karanlığında ortalık ana baba günü, sanki bayram yeriydi, her yer hızla giden otolarla doluydu. Hayat karıları ve travestiler hummalı bir gecenin sonunda evlerine dönüyormuş. Camiye geldim. Birkaç ihtiyar vardı. Fâcia...

Benim 250 dolar vermeyeceğim veya 250 dolara alabileceğim sıradan seccade halıyı turiste bin dolara kakalamışlar. Fâcia...

Markette 400 gram hazır İnegöl köftenin paketi 3 liraya satılıyordu. Kilosu 7,5 lira eder. Etin kilosu ise 20-25 lira. Bu ne etidir ki, bu kadar ucuz? Belediye, devlet, ilgili bakanlık bunları tahlil ettirmiyor mu? Fâcia...

Mehmet Şevket Eygi – Millî Gazete
Bu yazıyı paylaş: