11 Aralık 2009

Ulusal Hastalığımız: Önyargı

Türkiye çok renkli ve çok sesli bir ülke… Türkiye’nin bu çok renkliliği ve çok sesliliği beraberinde bazı sorunlar da getiriyor. Maalesef çoğu insanın tahammül, empati, diyalog duyguları yeterince gelişmemiş. İnsanlar birbirlerini kulaktan dolma bilgiler, önyargılar doğrultusunda veya görmek istediği gibi görüyor.

Yakın zamanda bunu bariz örneklerinden birine şahit oldum. Marmara FM’in Genel Yayın Yönetmenliğini yapan, aynı zamanda Haber7.com’da yazılar yazan Esra Elönü, Haber Türk TV’de Hülya Avşar Soruyor programına konuk olmuştu. Programda, Sisi’nin kankası Ergenekon yaftalısı Nurseli İdiz de vardı. Bir anlamda, Hülya Avşar ve Nurseli İdiz, Esra Elönü’yü çapraza almışlardı.

Programda birçok şey konuşuldu, magazinsel konulara da girildi. Bu kısımlar o kadar da önemli değildi bana göre. Programda en çok dikkatimi çeken şey, aslında gündemin tam ortasında olan insanların bile çoğu şeyden aslında haberdar olmadıkları gerçeğiydi. Onlar konuşup yazdıklarında her şeyi bildiklerine veya olaylara ve gündeme tamamen hâkim olduklarına dair bir inanç beliriyor içimizde. Aslında öyle değilmiş!

Esra Elönü’nün eğitim geçmişi konuşulup İmam-Hatip mezunu olduğu öğrenilince (ki biliniyordu; Ayşe Arman, Elönü ile röportaj yapmıştı, Avşar da bu röportajdan dolayı Elönü’yü programına davet etmişti) İmam-Hatip’te hangi dersleri okuduğu soruldu. Elönü de İmam-Hatip müfredatının yanı sıra Türkçe, Matematik, Tarih, Yabancı Dil, Coğrafya ve Fen Dersleri okutulduğunu söyleyince hem Avşar hem İdiz oldukça şaşırdı. Emin olmak için gerçekten bu derslerin İmam-Hatip Liselerinde okutulup okutulmadığını sordular. İlginç! Çok ilginç! Hâlbuki bilmeleri gerekirdi… Neden mi? Nedenini söyleyeyim.

Eğer bir şeye karşı iseniz veya onunla ilgili yargılarınız varsa bunun sağlam dayanakları olması gerekiyor. “Yargı” ile “önyargı” arasındaki fark burada ortaya çıkıyor. Avşar’ın, İdiz’in ve İmam-Hatip Liselerine karşı olan diğer zevatın bu okulları nasıl bildiği veya algıladığı ortada. Yani yanlış biliyorlar, önyargılı bakıyorlar, araştırmaya ve kapısını açıp içine girmeye, görmeye, tanımaya, anlamaya, iletişim kurmaya tenezzül etmeden Reha Muhtar gibi Atina’dan bildiriyorlar.

Peki, neden karşısınız? Somut bir cevap yok. Yalanlar, önyargılar ve korkular üzerine kurulu endişelerle nereye varılabilir? Bize, toplum olarak, her şeyden çok iyimserlik ve iyi niyet lazımdır.

Şimdi, “YÖK’ün katsayı kararını iptal eden Danıştay’ın İmam-Hatip Liseleri ve diğer meslek liseleri ile ilgili gerçekten elle tutulur bilgisi var mıdır?” sorusunu da buradan sormak istiyorum. Kendi adıma cevabım: Hiç sanmıyorum!

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: