17 Haziran 2009

Eski Kafa

Eski Kafa, bir reddiyenin, bir gerçek kimliğin, bir değişmezliğin, bir eğilmezliğin, bir istikametin hikâyesidir aslında ve an itibariyle -geçmişinden geldiği gibi- yoluna böyle devam edecektir.

Modernizme, onun daha yoldan çıkmışı olan post-modernizme, çağdaşlığa, onun da daha yoldan çıkmışı olan çağdaş yobazlığa, aymazlığa, insandan hayvana doğru evrilmeye, teşhir ve soyunma medeniyetine, birey ve bireycilik kültürüne, Rabbin kulluğundan insana köle olmaya kaçışa ve dünyanın putlarına aptalca tapınmaya… kısacası “yeni dünya” dininin dayattığı her şeye tümden hayır! Bin kere, milyon kere hayır!

Eski Kafa’nın felsefesi budur…

UMUT - Süleyman S. Aras adıyla başlayan, Bu Köyün Yabancısı Blog olarak devam eden ve şimdi de Eski Kafa ismiyle gerçek kimliğini bulan blog hareketimiz kısa bir fetret döneminin ardından yoluna kaldığı yerden devam ediyor.

Eski Kafa ismini alan blogumuzun bu yazısı kısmen bir manifesto niteliği taşımaktadır. Esas itibariyle blogun ismi de bir manifestodur veya manifestonun en kısa olmasına rağmen en açıklayıcı özetidir.

Eski Kafa duruşu, anlaşılmaz olduğu ölçüde değerlidir de. Benim için değerlidir.

Değerli dostum Ahmet Güneş’in, Niyazi Mısrî’den naklen dilinden düşürmediği ve benim dimağıma da yerleştirdiği gibi…

“Anlamaz hayvan olan, hayran olan anlar bizi.”

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: