13 Nisan 2009

Kelime Oyunları: Kazanmak Kaybetmek Kazan-Kazan

Kazanırken Kaybetmek:


Hayatımız kazanma duygusu, arzusu ve dürtüsü üzerine kuruluymuş gibi mücadele ediyoruz. Hep kazanmak istiyoruz. İşin buraya kadar olan kısmı normal görünüyor. Kimi münzevi görüşlü akımlar tarafından işin bu kısmı da eleştiriliyor; ama hadi biz normal karşılayalım. Anormal kısım buradan sonra başlıyor: Kazanmak için her yola başvurmak! İşte bu anormal… Yani “bir şey” kazanmak için “birçok şey”i kaybetmeyi göze almak, umursamamak gibi bir cesarete de sahibiz.



İnsan bu yönüyle çok ilginçtir. Para kazanmak, mevki kazanmak, itibar kazanmak, dava kazanmak, seçim kazanmak, yarışma kazanmak, sınav kazanmak, taraftar kazanmak vs. vs. gönül taşıyan her insanın arzulayacağı bir şeydir. Bütün insanların da -kiminin küçücük, kiminin kocaman- gönlü olduğuna göre…



Ve fakat kazanma arzusu hırsa dönüşüp insanın gözü kararınca artık kazanma uğruna kaybettikleriyle pek ilgilenmiyor. Bu o kadar umurunda da olmuyor zaten. Yukarıda saydığımız şeyleri kazanırken neler kaybettiğimizi bir düşünürsek ne dediğim daha iyi anlaşılabilir: Zaman, dost, vicdan, onur, sağlık kaybedilebilir.



İnsan itibar kazanmaya çalışırken itibar kaybedebilir. İnsan haksız olduğu bir davayı kazanmaya çalışırken onurunu kaybedebilir. İnsan dünyayı gereğinden fazla umursayarak çalışırsa başka şeylerle beraber sağlığını kaybedebilir. Yani insan, edep ve hayâ ölçüsünde kazanmıyorsa gerçekte hep kaybeder.



Kazanırken kaybetme, modernizmin ve popüler kültürün çarkları arasında kendini unutan insanın durduramadığı -belki de durdurmak istemediği- bir tükenişi de temsil eder aslında.



Kaybederken Kazanmak:


Şeylerin görüntüsü bizim için çok önemli değilse yani görünenle değil de başka şeylerle de ilgileniyorsak, görüntülerin arka planlarına da bakabiliyorsak kaybederken kazanmanın mümkün olduğunu biliriz.



Bu tür bir kazanım genelde manevi tatmin arayanlar için mükemmel bir kazanma biçimidir ve hiçbir şeyle değişilmez. Onun verdiği tatmin duygusunu ölçebilecek bir aracın varlığını da kabul etmezler.



Kaybederken kazanan insanın dünyadan elini eteğini çektiğini, kendini inzivaya verdiğini, az önce saydığımız şeylerden hiçbirini kazanamadığını iddia ettiğim düşünülmesin. Dünyalıklarını da pekâlâ kazanırlar, makam-mevki-para sahibi olurlar. Yarış gerektiren birçok sınavdan alınlarının akıyla da çıkarlar. Ancak kazanırken kaybeden insanlardan farklı olarak, kendilerinin ve diğer insanların sınırına asla tecavüz etmezler. Ancak bunu çok az insan başarabilir.



Kazan-Kazan:


Böyle sihirli bir formül olduğuna inanmıyorum. Kazan-Kazan formülünün özellikle siyasi ve uluslar arası kurnazlık kültürünün ürettiği bir aldatmaca olduğunu düşünüyorum. Çünkü Kazan-Kazan formülünü masaya ilk sunan her zaman bir sıfır önde başlar oyuna; çeşitli kurnazlıklar yaparak da oyunu önde bitirir. Batı usulü bir haksız kazanma biçimi diyerek geçebiliriz.


  
 Süleyman S. Aras
 

Bu yazıyı paylaş: