24 Şubat 2009

Aforizmalar III

Ebedîliğe mahkûm edilmiş tüm ötekiler gibi ben de ölmek istemiyorum. Sonsuzluk arzusunun doğurduğu gönüllü mahkûmiyet… Hâlbuki her birimiz, ölmeden önce ulaşılamayacak olan bu sonsuzluk kapısına epey mesafeli duruyoruz. Özlem ve imtinanın aynı bedende kardeş kardeşe yaşadığının ispatı…


*****


İnsan ilk neresinden çürümeye başlar? Hem çürüme derken ne kastediyoruz? Asıl görevleri, organizmanın düzenini ve yaşamasını sağlamak olan enzimlerin, organizma ölünce onu yemeye başlamasıyla oluşan bozulmayı mı kastediyoruz? Yoksa daha başka bir şeyden mi söz ediyoruz? Mesela henüz ruh çıkmamış ve beden yaşıyorken de bir tür çürümeden söz edebilir miyiz? Çürüme derken sadece organizmanın bozulmasının anlaşılması, insanoğlunun en büyük yanılgılarından biri değil midir zaten?


*****


Para ile satın alınabilecek şeylerin sayısı arttıkça insanın ve insanlığın fiyatı düşüyor! İnsanlık Değerleri Borsası hep düşüşte…


*****


İnsan bedenine ait her şey çürürken çürümeyen tek şeyin bir kemik dokusu olduğu gerçeği ne kadar da düşündürücü… Kim, o kemik dokusu yerine kalbini tercih etmezdi ki? Yeniden filizlenmenin tohumunun bir kemik dokusuna gizlenmesi, kalbin tercih edilmemesi ne anlama gelebilir? Kalbin, herkeste aynı işlevi görmüyor ve aynı sonuçları vermiyor olması sebeplerden biri olabilir mi?


Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: