21 Ocak 2009

Çocuk Eğitiminde Bir Doğru-Yanlış Problemi: Din Eğitimi

Kimi eğitim ve gelişim psikolojilerine göre, belli bir yaşa gelmeden çocuklara dini eğitim vermek veya onlara dini inançların Allah, Peygamber, melek, cin, ahiret, cennet, cehennem gibi temel esaslarıyla ilgili bilgiler vermek ve onlarda bu yönde beklenen kanaatler oluşturmak sakıncalıdır.

Öte yandan bunu bireyin özgürlüğüne kadar indirgeyenler de var. Diyorlar ki, ‘Bırakalım herkes belli bir yaşa geldiğinde inancını kendisi seçsin. Bizim onların adına karar verme hakkımız olmadığı için özgürlüklerini gasp ediyoruz.’ Böyle bir teori olsa olsa materyalist felsefeden besleniyordur diye düşünüyorum. Kendi içinde (dinin toplum hayatından tecridini öngören yaklaşımlar) tutarlıdır da bizim gibi dinî, sosyal ve kültürel hayatı iç içe olan toplumlara uymaz. Özellikle bize uymaz. Çünkü “emr-i bi’l-ma’ruf” dediğimiz “her Müslümanın tebliğ görevi” önce kendi ailesinde başlar.

Bu görevin o yaşlardaki çocuklar üzerinde uygulanmasını sakıncalı gören yaklaşımlara tekrar dönersek, iyi niyetten yoksun olduğunu bildiğim için bunları benimsemiyorum ve reddediyorum. Ancak en önemli sebebim bu “iyi niyet yoksunluğu” değil! İnsanın tüm eğitiminin, geleceğini şekillendiren temellerinin, karakterinin neredeyse tamamının 0-6 yaş arasında şekillendiğini bildiğim gibi bu evrenin ve arkasından gelen birkaç yılın diğer eğitimler yanında din ve karakter eğitimi açısından çok önemli olduğunu da biliyorum. Kısaca söylemek gerekirse ne olacaksa 0-6 yaş arasında olur ve biter. Ondan sonrası tekrardır.

Bizdeki bazı entelektüellerin, özellikle kimi eğitimcilerin ve eğitim psikologlarının da marifetiyle bu devredeki dini eğitimin kreş ve okul ayağının, başta laiklik de bahane edilerek ortadan kaldırılması vahim bir hatadır. Erken yaşlardaki din eğitiminin sadece ailelere kalması ve bunun da medya eliyle neredeyse sabote edilmesi de oldukça düşündürücüdür. Medya eliyle diyorum. Çünkü gazete, dergi, radyo, televizyon ve son zamanlarda internette arzı endam eden uzmanlar(!) çocuklarda din eğitiminin zararlarından den vurup duruyorlar.

Erken yaşlarda, temelde metafiziğe dayanan din eğitimi çocuklarda bunalımlara ve sapmalara yol açıyormuş(!). Bilimsel temelden yoksun olan bu iddia bin beş yüz yıldır ne zaman gerçekleşti? Hem ilk devir Müslümanlarının çocukları hem de modern zamanların dindar ailelerinin yetiştirdiği çocuklar öyle bunalımlar veya sapmalar yaşamadı. Sağlam bir dini eğitim alarak yetişen insanlar da genelde topluma ve içinde bulundukları toplumun kültür ve medeniyet hayatına olumlu katkılar yaptılar. En azından olumsuzluklara yol açmadılar.

Şimdi sorarım sizlere keşfetme, öğrenme, anlamlandırma sürecinde “Allah” diye bir kavramla karşılaşıp görmediği halde onun varlığına inanan bir çocuk büyüdüğünde sağlam bir inançla onun varlığına inanmaya devam ediyorsa (ayrıca daha sonra inanmayabilir de bu onda, anne-babası tarafından aldatılmış olduğu duygusu falan yaşatmaz) bunun ne gibi bir sakıncası olabilir? Peki, sadece masallarla veya Pokemon’u, “… iyi bir çocuk olursanız onları görebilirsiniz bile” gibi bir sloganla başlayan Şirinler’i izleyerek büyüyen ve fakat daha sonra böyle bir şey olmadığı hayal kırıklığını yaşayan bir birey daha mı sağlıklıdır?

Henüz 3 yaşında 10. Yıl Marşı ezberletilen, bale öğretilen, "öcü" kavramıyla karşılaşan çocuklara ne dersiniz?

Yeri gelmişken, Recep Hilmi Tufan Kardeşimizin blogunda paylaştığı bir videoya yapılan bazı yorumları da ibretle okuduğumu belirtmeden geçemeyeceğim. Önyargı konusunda üstümüze yok!

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: