21 Ekim 2007

Terör

Bugün, Türkiye'de referandum var. Bu sabah televizyonlarını, referandum ile ilgili haberlere ulaşmak ve referandum ile ilgili yorumları izlemek için açanlar büyük bir şok ile karşılaştılar. Nereden beslendiklerini ve kimin emellerine hizmet ettiklerini kendileri de çok iyi bilen teröristler, yine pusu kurmuş ve Hakkari de ondan fazla askerimizi şehit etmişlerdir.

Bu haberin yayınlanmasını müteakip yine ekranda uzmanlar arzı endam ettiler ve her zamanki gibi ahkâm kestiler. Sözüm ona terörizmin çarelerini sıraladılar. Her zamanki gibi birinin dediği öbürününkini tutmadı. (Sahi; deprem, ekonomi, din, dış politika, iç politika, eğitim vs. konularda on akademisyenin aynı kanaatleri paylaştığı günleri görme bahtiyarlığı bu millete de nasip olacak mı?)

Zamanla hepimiz kavradık ki, dağdaki eşkıyanın amacı devlet sahibi falan olmak değil. Bunların elebaşları batılı devletlerin sağladığı büyük maddi menfaatleri kaybetmeme peşindedir. Bu elebaşların piyonları ise ağalarından duydukları büyük korkunun sonucu olarak her türlü kanun dışı eyleme bulaşma zorunda kalmış zavallı insanlardır. Bu sebeple terör, bir gelişmişlik-geri kalmışlık, eğitim-cehalet, milliyetçilik-ümmetçilik, tarihsel-güncel sorunlar meselesi değildir. Maalesef terör, bölgedeki en üst düzeyinden en alt düzeyine kadar Türk yetkili ve görevlilerinin de içinde bulunmaktan çekinmediği büyük bir sehemin sonucudur. Bu büyük milletin hainleri en küçük menfaat karşılığında vatanlarını satmaktan çekinmemekte, alçaldıkça alçalmaktadırlar. Bu ülkeyi bir avuç hain asla yıkamayacaktır. Ancak akan kan ve gözyaşının tek sebebi bu zavallılardır. Bu zavallılar ve işbirlikçileri, (kökleri nereye kadar uzanıyor ve menfaatleri ne kadar büyükse o büyüklükte bir öfke ve ders ile) ortadan kaldırılmalıdır. Bunlar cezaların en küçük düşürücüsüyle cezalandırılmalıdır.

Dostunu ve düşmanını tanıma konusunda 200 yıla yakın zamandır hata üstüne hata yapan Türk Büyükleri(!), aynı hataları tekrarlamakta düşmanlarla istihbarat paylaşımına dahi varan korkunç ilişkiler içinde bulunmaktadır. Bu işin çözümü dostumuzu ve düşmanımızı tanıdıktan sonra mümkündür. Bu anlamda tarihi iyi okumak ve okutmak gerekmektedir.

Her ne kadar boyumu aşan yorumlar yapsam da bu konuda konuşmayı bir vatandaşlık görevi olarak addettim. Yoksa terör konusunda ahkam kesmek ve kalem oynatmak benim altından kalkabileceğim bir iş değildir. Sadece yüzüme gözüme bulaştırmış olmadan bitirsem o da yeter.

Şehadet mertebesi çok yüksek bir mertebe. Ne mutlu o mertebeye ulaşanlara. Biliyorum ki, siz ölümsüzsünüz.

Ve kahrolsun; dini, dili, ırkı, rengi, mezhep ve meşrebi ne olursa olsun zavallı hainler. Kahrolsun.

Allah bu millete bir daha böyle (bugünkü gibi) uyanmayı nasip etmesin.

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: