15 Ocak 2010

Sarayı Hücre Sanan Bebek Katili

İmralı’da yatan ve bebek, çocuk, kadın, genç, yaşlı, öğretmen, imam, asker demeden otuz binden fazla insanı katleden eli kanlı çetenin başı, bulunduğu cezaevinin şartlarından şikâyetçi olmaya devam ediyormuş.


 


Giyotinden, ipten, yağlı kazıktan, paslı kurşun yağmurundan kurtulmuş birinin cür’etine bakar mısınız? Küstahlığın bu kadarı!


 


Şerefsiz maşa! Bu devletin başbakan asan hainleri seni bağışlayıp ipten almış, müstakil bir adaya yerleştirmiş ve camız (camış) besler gibi besliyor; avukatların aracılığıyla PKK-BDP(DTP)-KCK üçlüsünü idare etmene ses çıkarmıyor. Daha ne istiyorsun haramzade nankör?


 


Dağlarda;


 


Göbeğini kaşıdığın,
Boktan çaldırak bağlayan kıçını zor toparladığın,
Mağaralarda, insan bozması farelerinle koyun koyuna uyuduğun,
İsrail’den gelen kurtlu konservelerden zıkkımlanmak zorunda olduğun,
Yakalanıp Türkiye’ye getirilirken rezil ve zelil ve yalvaran gözlerle baktığın,
Mahkeme edilirken yalvarıp yakardığın günlerini ne çabuk unuttun?


 


Sen unutmuş olabilirsin ama biz hiçbir şeyi unutmadık:


 


Kurşunladığın bebekleri,
Gözyaşına boğduğun ocakları,
Yetim ve dul bıraktıklarını,
Kendi kardeşlerine bile kurşun sıktığını,
İğrenç, derin ve kanlı eller tarafından nasıl kullanıldığını,
Bu ülkeye attığın kazığı,
Dağa çıkardığın delikanlılara önce kendi yakınlarını öldürttüğünü,
Dağa kaldırdığın kızlardan beğendiğinin ırzına geçtiğini unutmadık.


 


Sen şimdi yat-kalk, o surların arkasında nefes alabiliyor olmana sevin, zira “dua et…” diyemeyeceğim.


 


Son olarak, “bu millet balık hafızalıdır” diyenler fena halde yanılıyor…


 


Bu millet unutmaz, unuttu zannedersin, gücü yok, bir şey yapamaz sanırsın; bekler, bekler, bekler… Zamanı gelince intikamı çok acı ve çok sarsıcı olur.


 


Bu milletin düşmanlığından korkun!




Süleyman S. Aras

Bu yazıyı paylaş: