19 Ocak 2010

Ağca Tahliye Oldu, Sonrası Ya Kıyamet Ya Garabet

Gazeteci Abdi İpekçi’yi öldüren, Papa 2. Jean Paul’a başarısız bir suikast düzenleyen (bunun için İtalya’da hapis yattı) bunların yanı sıra iki ayrı gasp suçundan dolayı Sincan Cezaevi’nde yatan Mehmet Ali Ağca tahliye edildi.


 


Şüphesiz taşıdığı sırlar bakımından çok önemli bir kişi Mehmet Ali Ağca… Özellikle Papa suikastı ile ilgili iddialar, olayın uluslar arası ve derin boyutlarına işaret ediyor. Abdi İpekçi’ye sıktığı kurşunların çıktığı tabancayı tutan el veya eller ile ilgili sır perdesi ise günümüze kadar tam olarak aralanabilmiş değil. Bu konudaki en önemli iddia Aydın Doğan ile ilgili: Dönemin çömez girişimcisi Aydın Doğan Milliyet gazetesini satın almak istemektedir. Ancak o zaman Milliyet’in Başyazarı olan Abdi İpekçi bu satışa şiddetle karşı çıkmaktadır. Aydın Doğan, İpekçi öldürülünce Milliyet’e kolayca sahip oluverir. O günden beri Aydın Doğan üzerindeki şüphe bulutları varlığını hep sürdürdü.


 


Şüphesiz olayla ilgili sorular oldukça fazla. Bunların en ciddileri: Ağca’ya kim ya da kimler yardım etti? Vur emrini kim verdi? Olaydan sonra tutuklanan Ağca, yargılanırken Türkiye’nin en iyi korunan cezaevlerinden biri olan Maltepe Askeri Cezaevi’nden elini kolunu sallayarak nasıl kaçtı? Bu kaçışa yardım ettiği iddia edilen askeri personelden Ömer Astsubay nasıl buhar oldu? Benzer sorular ve hatta daha ciddileri Papa suikastı ile ilgili de çok sorulmasına rağmen Ağca’nın her iki olay için verdiği en bilinen fakat hiç tatmin etmeyen cevabı “tetiği ben çekmedim” oldu. Bu cevap tatmin edici değil. Çünkü Ağca cümlenin devamını hiç getirmedi.


 


Peki, bundan sonra ne olacak? Hâkim hava şu: Herkes merak içinde. Ağca ne/neler yapacak veya ne/neler söyleyecek? Yalnız, Doğan Grubunda merakın yanında telaş da var. NTV’de Canlı Gaste programını yapan Can Dündar, dünkü programa telefonla katılan Mehmet Ali Birand’a “…peki, bundan sonra ne yapacağız?” diye sorunca Birand, beni çok şaşırtan şu tarihi cevabı verdi: “…valla, Ağca’yı pek dikkate almayacağız!”


 


Söz konusu programda da bir kısmı konuşulduğu gibi Ağca’nın mevcut uluslar arası ününü biraz daha geliştireceği, kapısının önünde kuyruk olan yerli ve yabancı medya mensuplarına para karşılığı beyanat vereceği, çeşitli yer ve zamanlarda konferanslar düzenleyeceği, film, dizi, evlilik teklifleri alacağı, kitap yazacağı dolayısıyla çok iyi para yapacağı kesin. Her şeyden önemlisi Ağca çok konuşacağı sinyallerini daha ilk günden verdi. Ancak Ağca’nın çok konuşup hiçbir şey söylememesi de mümkün. Sırlarıyla gömülmeyi tercih etmeyeceğini kimse iddia edemez. İşte o zaman birkaç dosya, tüm yanlarıyla ve yalanlarıyla birlikte -bu dünya için- bir sır olarak kalır. Milyarlar söylentilerden başka bir bilgiye sahip olamaz. Bugün de yarın da…


 


Bazılarına göre Mehmet Ali Ağca çok iyi bir oyuncu ve bugüne kadar yapıp ettikleri, söyledikleri, işaret ve hareketleri şovdan ve tiyatrodan ibaret. Karşısındakilerle kedi, fare ile oynar gibi oynuyor. Bu iddia da yabana atılacak bir iddia değil.


 


Kapalı kutu Ağca açılırsa gerçekten Türkiye’de ve dünyada bazılarının kıyameti kopabilir. Birçok karanlık senaryo aydınlanabilir. Ya da Ağca, perde gerisindeki oyunculara rol vermeden tek kişilik tiyatrosunu oynamaya devam ederek ("ben tanrı değilim, tanrının oğlu değilim; Mesih'im, gerçek İncil'i yazacağım, kıyameti bildiriyorum" diyerek) garabetiyle gömülür.


 


Süleyman S. Aras

Bu yazıyı paylaş: