27 Kasım 2007

Öldükten / Ölümden Sonra Tekrar Dirilmek Mümkün müdür?

Blog yazmaya başladıktan sonra bazı konulardaki yazılarımı gelen sorular doğrultusunda yazıyorum. Dini konular bunların başında gelmektedir. Reenkarnasyon konusunda yazdığım yazı da böyle bir yazıdır. Gelen sorular bu konudaki yazılarımın devamının geleceğini gösteriyor.

Ölümden sonraki hayatın varlığını delilleriyle göstermeye çalıştığım bu yazım onlardan biridir ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilgili sitesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

İslâm inancına göre tekrar diriliş, hem beden hem de ruh ile olacaktır. Buna göre insan, öldükten ve çürüdükten sonra, Allah, onun bedenine ait aslî parçaları bir araya getirecek (veya benzerini yaratacak) ve ruhu buna iade edecektir. Kur'ân-ı Kerim’deki "Şüphesiz ayetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız. Onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe derilerini başka derilerle değiştiririz ki, acıyı duysunlar..." (en-Nisâ 4/56) meâlindeki âyet ile hesap sırasında insanın dil, el ve ayaklarının şahitlik yapacağını bildiren âyetler (en-Nûr 24/24-25), yeniden dirilişin, ruh-beden birlikteliği ile olacağının delilleridir.

Öldükten sonra dirilmenin akli delilleri Kur’an ayetlerinden yola çıkarak oluşturulur. Bu deliller Kur’an kaynaklı olsa da akli deliller kadar ikna edicidir. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

1- Bir şeyi yoktan var edenin, onu ikinci defa var etmesi daha kolaydır. Çünkü ilk örnek hem yoktan tasarlandı hem de var edildi.

2- Zor bir şeyi yaratan, kolay bir şeyi elbette yaratabilir. Göklerin ve yerin yaratılması, insanın yaratılmasından daha zordur. Gökleri ve yeri yaratıp, onları bir şeye dayanmadan uzayda tutan Allah, insanı öldükten sonra tekrar diriltmeye şüphesiz kadirdir. Ayrıca insanın ilk yaratılışı, ikinci yaratılışına göre daha zordur. İnsanı ilkin yaratmaya kadir olan Allah, onu ikinci defa yaratmaya daha çok kadirdir.

3- Ölü bir durumda olan yeryüzünü her baharda canlandıran, bitkileri ve kış uykusuna yatan hayvanları derin bir uykudan uyandırıp yeryüzü mahşerine toplayan Allah, tüm insanları da diriltir ve arasatta toplar.

4- Bir şeyi zıddına çeviren onu benzerine de çevirebilir. Meselâ suyun bol miktarda bulunduğu yeşil ağaçtan ateşin çıkması, âdeta imkânsız iken, ateşi yeşil ağaçtan çıkaran Allah, insanı tekrar yaratabilir. Ölüden diri çıkarmak (ölüyü diriltmek) Allah için zor bir iş değildir.

5- Son yapılan bilimsel çalışmalara göre insan vücudunda (elbette diğer canlı ve nebatların vücudunda da çeşitli sayılarda) her an otuz milyar hücre ölmekte aynı anda otuz milyar hücre onların yerine yaratılmaktadır. Bu hücreleri mutlaka bir öldüren ve yaratan olmalıdır. Dünyada aynı anda altı milyar insanın otuz milyar hücresini aynı anda yok edip yaratan geçmiş ve gelecek bütün insanları tek bir emirle diriltmeye kadirdir.

6- Ölümden sonra dirilmenin bir delili de insanda bulunan sonsuzluk (ebedilik) düşüncesidir. İnsan aklı, zihni, benliği ve hisleri tamamen yok olma fikrine dayanamamaktadır. Bu konuda çok zayıf yaratılmıştır. Dolayısıyla ebediliği kabul eder ve ona yatkındır. Çoğu önermede kullanılan bu ispat şekline göre zihnimize gelen, zihnimizde yer bulabilen her şey gerçekte de vardır. Tekrar dirilme ve sonsuz hayat düşüncesi de zihnimizde kendisine varlık alanı bulmaktadır. O halde gerçekte de dirilmek mümkündür.
7- Hz. Peygamber de çeşitli hadislerinde, öldükten sonra tekrar diriltme konusunda bilgi vermiştir. O bir hadiste şöyle buyurmuştur: "İnsanın kuyruk sokumu kemiği (acbü'z-zeneb) dışındaki her şeyi, ölümünden sonra çürüyüp yok olacaktır.” Son yapılan araştırmalara göre insanların bütün vücudu çürüyüp yok olmasına rağmen kuyruk sokumu kemiği çürümemektedir. Bize gelen rivayetlere göre ise dirilme kuyruk sokumu kemiğinden başlayacaktır. Bilimsel bilgi Hz. Muhammed’in bin beş yüz sene önce söylediğini bugün kabul etmektedir. Bu bilgi uyumu tesadüf olamaz.

Doğum ve hayatın başlangıcı olan yaratılış tesadüflere bağlanamayacağı gibi ölüm de getirilip bir yok oluş teorisiyle açıklanamaz. Hal böyleyken, gerçekler tüm çıplaklığıyla ortadayken buna duyarsız kalmak akıl kârı değildir.

Tüm bunları bilerek ona göre bir hayat yaşamakta ve yatırımları buna göre kanalize etmekte fayda vardır. İmanı, “ya varsa…” korkusundan “evet var” bilincine yükseltmek için daha fazla zaman kaybetmeye de gerek yoktur.

Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: