29 Ekim 2007

İnternet, Küfür ve Bir Teklif

Bu yazımı okuduğuna göre, sen de (en az bir kere de olsa) internetle yüzleşen birisin. Eğer yüzleştiğin sadece benim sayfam ise çok şanslısın. Çünkü ne yazılarda ne de (bugüne kadar) yorumlarda, bu blogda kimseye hakaret edilmedi; hele küfür hiç edilmedi. Bundan sonra da kendi yazılarımda böyle bir şey olmayacak. Yorumlar için böyle bir söz şimdilik vermiyorum. Çünkü şu an yorumlar herkese açık. Bunun suiistimal edildiğini görürsem okuyucu yorumlarını kendi denetimime alırım. Böylece yorumlarda da küfür engellenmiş olur.



Neden böyle bir giriş yaptım? Özellikle herkese ve her türlü yoruma açık hem ulusal hem de uluslar arası sitelerde yazılan haberlere sitelerde yer alan görüntülere yazılan yorumlar çoğu zaman sabır ve hoşgörü kültüründen nasip almadığımızı gösteriyor. Dünyanın en büyük video paylaşım sitesi bu konuda başı çekiyor. Denetim denen bir şey olmadığı için birçok paylaşım ve forum sitesi aynı şekilde fikirlerin değil de küfür ve tehditlerin savaştığı siteler halini aldı. Yakası açılmamış küfür ve tehditler havada uçuşuyor. Biz neden böyle olduk? Kimsenin kimseye, kimsenin karşısındakinin fikrine tahammülü yok. Sen böyle bir şey yapmıyorsun biliyorum. Sen onurlu bir Türk evladı olarak birine küfrettiğinde aynıyla hatta daha katmerlisiyle karşılık bulacağını bilen akıllı bir insansın. Bir anlık öfke için şerefini ayaklar altına alıp kimseye küfretmez ve kendine de küfrettirmezsin; biliyorum. Ben bunları başkaları da bloğumu ziyaret eder diye yazıyorum zaten.



Benim, “Kavga ve İlk Yumruk Paradoksu” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi her zaman ilk olmak başarılı ya da faydalı olmak demek değildir. Bazen bir şeyin başlatıcısı olmak felaketlere bile yol açabilir.



Ne demek istediğim çok açık! Teklifim şu: Ne olursa olsun, hiçbir sitede hiçbir haber, yorum ve görüntüye küfürlü yorum yazmayalım. İlk küfreden biz olmayacağımız gibi küfreden birini görünce “dur şuna haddini bildireyim; ben de ona katmerli bir küfür savurayım” demeyeceğiz. Unutma sen birine bir küfredersin; ama bu senin yanına kâr kalmaz. Durgun suya atılan taşın, suyun tüm yüzeyini kaplayan küçük dalgalar oluşturması gibi bu küfür dalgaları da tüm sevdiklerini içine alır. Bir de bakarsın ki değdiğin, konuştuğun, sevdiğin, sevildiğin herkese küfrettirmişsin. Ne kazandın peki?



Hiçbir şey. Aslında “şey” bile bir şeydir. Ne kazandın?



Hiç…



Süleyman S. Aras
Bu yazıyı paylaş: